Dolar 43,5040
Euro 51,5013
Altın 7.086,56
BİST 13.875,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Denizli 13°C
Açık
Denizli
13°C
Açık
Çar 15°C
Per 16°C
Cum 16°C
Cts 18°C

‘Reflü şikayetleri mide fıtığının habercisi olabilir’

Mide fıtığının çoğu zaman belirti vermeden seyredebileceğine dikkat çeken Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Orhan Uzun, “Sıklıkla reflü hastalığı şikâyetleri ile birlikte fark edilir. En sık görülen yakınmalar göğüs kemiğinin arkasında yanma hissi ve ağza acı su gelmesidir. Daha nadir olarak yutma güçlüğü, kusma, göğüste takılma hissi ve ağrı görülebilir. Şikâyeti olan hastalarda kilo kontrolü, yatmadan önce yemek yememek, yatış pozisyonunun baş kısmını yükseltmek ve reflüyü tetikleyen gıdalardan uzak durmak önemlidir” dedi.

‘Reflü şikayetleri mide fıtığının habercisi olabilir’
REKLAM ALANI
26.12.2025 16:00
128

Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Orhan Uzun, mide fıtığının çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini belirterek, reflü şikâyeti olan hastaların ihmal etmemesi gerektiğini söyledi.

ARA REKLAM ALANI

Mide fıtığının ne olduğundan bahseden Doç. Dr. Uzun, “Mide fıtığı, tıbbi adıyla “hiatal herni”; başta mide olmak üzere karın içi organların, göğüs boşluğu ile karın boşluğunu ayıran diyaframdaki açıklıktan göğüs boşluğuna doğru yer değiştirmesi olarak tanımlanır. Diyafram, solunumda önemli rol oynayan kas yapısında bir organdır. Yemek borusu bu yapı üzerindeki doğal bir açıklıktan geçerek mideye ulaşır. Bu açıklığın zamanla zayıflayıp genişlemesi sonucu mide ve bazı karın içi organlar yukarı doğru kayarak mide fıtığını oluşturur” diye konuştu.

‘RİSK ALTINDA OLAN BİREYLER’

Mide fıtığının gelişmiş toplumlarda daha sık görüldüğüne dikkat çeken Doç. Dr. Uzun, “Çoğu zaman net bir nedeni saptanamasa da karın içi basıncının artması önemli bir risk faktörü olarak öne çıkıyor. Obezite ve yaşa bağlı kas kaybı en sık bilinen riskler arasında yer alırken; kadın cinsiyet, çok sayıda gebelik, daha önce yemek borusu ameliyatı geçirilmesi, kronik kabızlık, KOAH, travmalar ve genetik faktörler de mide fıtığı riskini artırabiliyor” ifadelerini kullandı.

‘BELİRTİ VERMEDEN İLERLEYEBİLİYOR’

Mide fıtığının çoğu zaman belirti vermeden seyredebileceğine değinen Doç. Dr. Uzun, “Sıklıkla reflü hastalığı şikâyetleri ile birlikte fark edilir. En sık görülen yakınmalar göğüs kemiğinin arkasında yanma hissi ve ağza acı su gelmesidir. Daha nadir olarak yutma güçlüğü, kusma, göğüste takılma hissi ve ağrı görülebilir. Bazı hastalarda ise kronik öksürük ve astımı taklit eden atipik belirtiler ortaya çıkabilir” dedi.

‘MİDE FITIĞININ TİPLERİ VAR’

Mide fıtığı anatomik olarak dört grupta incelendiğini sözlerine ekleyen Doç. Dr. Uzun, “En sık görülen Tip 1 mide fıtığında, midenin üst bölümü göğüs boşluğuna kayar ve genellikle reflü ile birlikte görülür. Tip 2’de midenin üst kısmı yerinde kalırken, başka bir bölümü göğüs boşluğuna çıkar. Tip 3’te bu iki durum birlikte görülür. Tip 4’te ise mideye ek olarak diğer karın içi organlar da göğüs boşluğuna geçer” diye konuştu.

‘MUAYENE SONRASI YAPILAN TETKİKLERLE TANI KONULUR’

Teşhis konma sürecine anlatan Doç. Dr. Uzun, “Tanı, hastanın şikâyetlerinin ayrıntılı dinlenmesi ve muayene sonrası yapılan tetkiklerle konur. Reflü belirtileri ön planda olduğu için ilk tercih edilen inceleme endoskopidir. Gerekli durumlarda ilaçlı yemek borusu filmi, yemek borusu basınç ölçümü ve 24 saatlik pH ölçümü yapılabilir. Bilgisayarlı tomografi ise rutin bir yöntem olmayıp, bazı durumlarda hastalığın tesadüfen saptanmasında veya komplikasyonların değerlendirilmesinde kullanılır” dedi.

‘TEDAVİ KİŞİYE VE HASTALIĞIN TİPİNE GÖRE PLANLANIYOR’

Tedavi seçeneklerinden bahseden Doç. Dr. Uzun, “Tedavi, mide fıtığının tipine ve hastanın şikâyetlerine göre değişiklik gösterir. Tip 1 mide fıtığında öncelik ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleridir. Şikâyeti olmayan hastalarda tedavi gerekmeyebilir. Şikâyeti olan hastalarda kilo kontrolü, yatmadan önce yemek yememek, yatış pozisyonunun baş kısmını yükseltmek ve reflüyü tetikleyen gıdalardan uzak durmak önemlidir. Gerekli durumlarda mide asidini azaltan ilaçlar kullanılır” ifadelerini kullandı.

‘AMELİYAT GEREKTİREN DURUMLAR’

Doç. Dr. Uzun değerlendirmelerini şöyle sonlandırdı: İlaç tedavisine rağmen şikâyetleri geçmeyen, mide ve yemek borusunda hasar gelişen hastalarda cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Ayrıca mide fıtığının ileri tiplerinde, mide dönmesi, tıkanıklık, kanama ve delinme riski nedeniyle cerrahi tedavi önerilir. Günümüzde en sık tercih edilen yöntem kapalı (laparoskopik) ameliyatlardır. Bu yöntemle hastalar daha kısa sürede günlük yaşama dönebilmektedir.

Kaynak: Milliyet

REKLAM ALANI
ETİKETLER:
Şehrin nabzını tutan, en son gelişmeleri anında sizlere ulaştıran sesimiz olmaya devam ediyoruz. Denizli’nin sesi olan Denizlim Haber ile şehre dair herşeyi keşfedin. Takipte kalın en yeni haberlerle güncel kalın.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.