Medyanın renkli ve hüzünlü yüzü
20 yıl sonra gelen devam filmi “The Devil Wears Prada 2/Şeytan Marka Giyer 2”, günümüz medyasındaki yaralara parmak basarken Meryl Streep ve Anne Hathaway yine harikalar yaratıyor
MÜJDE IŞIL – Vogue dergisinin genel yayın yönetmeni Anna Wintour’un asistanlığı yapmış Lauren Weisberger’in deneyimlerinden esinlenerek yazdığı ve 2003’te yayımlanan “The Devil Wears Prada/Şeytan Marka Giyer” adlı kitabı o zamanlar olay olmuştu. Moda efsanesi Wintour’un sektöre hâkimiyeti kadar buyurgan kişiliğini de ti’ye alan bu kitabın sinema uyarlaması ise gecikmedi. Kitapla aynı ismi taşıyan, başrollerini Meryl Streep ve Anne Hathaway’in paylaştıkları film 2006’da vizyona girdiğinde, dünya çapında 327 milyon dolar gibi hatırı sayılır bir gişe yaptı. Stüdyo tarafı devam filmini talep etse de Streep ve Hathaway’in buna sıcak bakmaması nedeniyle süreç uzadıkça uzadı. Streep’in kariyerindeki yegâne devam filminin (çok az göründüğü) “Mamma Mia! Yeniden Başlıyoruz” olması, bu durumu özetliyor. Ve 20 yıl sonra sonunda eski ekip “The Devil Wears Prada 2/Şeytan Marka Giyer 2” için yeniden bir araya geldi. Eski ekip derken hem kamera önü hem de arkası aslında. İlk filmin yönetmeni David Frankel ve senaristi Aline Brosh McKenna ile birlikte Streep, Hathaway, Emily Blunt ve Stanley Tucci…

Artık dijital çağdayız
İlk filmin çok sevilmesinin birkaç nedeni vardı. 2000’lerin başı, matbu dergiciliğin son altın dönemiydi. Dolayısıyla bir moda dergisinde yaşananlar merak uyandırıcıydı. Bir diğer neden ise o zamanlar sosyal medyanın bugün gibi etkin olmaması ve ezici ast-üst ilişkisinin yani mobbingin doğal karşılanmasıydı. Çok okunan ve satan bir dergi, asistanlarına hayatı dar eden bir yönetici o yıllar için hayli ilgi çekiciydi. Hikâyenin neredeyse ‘kadın kadının kurdudur’a bağlanması ise bugünden bakmayınca bile rahatsız edici. İlk filmin şöyle bir temas edip derinlemesine inmediği asıl mevzu ise çok önemliydi: Asistan Andy’nin, patronu Miranda için ‘Eğer erkek olsaydı onu eleştirenler stres altında ve yoğun çalıştığını söylerdi sadece’ sözü, maalesef hâlâ geçerliliğini koruyan bir tespit.

Artık matbuatın neredeyse müzelik olduğu dijital çağda, bir moda dergisinin merkezde olduğu devam filminin söyleyecek ne sözü olabilir? “Şeytan Marka Giyer 2”nin başarısı hem kendini 20 sene sonrasına göre güncellemesi hem de 20 sene öncesiyle bağlarını koruması. İlk filmle aynı sahneyle başlayan devam filmi, öncülünün komik ve dramatik sahnelerini tekrarlıyor.
Ekonomik sorunlar
İlk filmin sonunda Miranda, Runway moda dergisini yönetmeye devam ederken Andy ise asıl yapmak istediği işe yani gazeteciliğe başlamıştı. Devam filminde derginin dijitalleştiğini görüyoruz. Bu açıdan yeniden çevrim “Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı”nın örnek alındığını söylemek mümkün. Dergi yazılarının tıklanır olması Miranda’yı etkileyen bir durum değil. Çünkü hükümranlığını hâlâ devam ettiriyor. Ancak Andy için durum farklı.
Ödüllü bir gazeteci de olsa gazetesi küçülme nedeniyle onu işten çıkarıyor. Gazeteciliğin tüm dünyada can çekişmesini, matbuatın iyi ekip ve yazılarla birlikte yok olmaya yüz tutmasını harikulade özetliyor devam filmi. Patron değişimlerinin ve ekonomik sorunların medyayı nasıl olumsuz etkilediğini de gösteriyor. Bunun yanında Miranda’nın ilk filmdeki despot hâli daha yumuşatılmış. Andy ile ilişkisi, ilk filmin aksine birbirine destek üzerine kurulmuş. Hikâyenin kötülük tacını Emily karakteri devralmış ve neredeyse ana rol kadar derinleştirilmiş. Andy ve Nigel’ın dostluğu, sektörden ümidi kesmemeye vesile oluyor. Artık tek kişinin baskısının değil; ortak aklın, emeğin ve iyi kalemin geçer akçe olması ise devam filminin öne çıkan mesajı.

Muhteşem bir kadro
İlk film gibi devam filmi de Meryl Streep ve Anne Hathaway’siz böylesine gösterişli olamazdı hiç kuşkusuz. Streep’in ikonikleşen performansında yıllar sonra bile hiçbir eksiklik yok. Emily Blunt ve Stanley Tucci’nin varlığı da hikâyeyi güçlendiriyor. Emily’nin sevgilisi rolünde Justin Theroux, Miranda’nın yeni eşi rolünde Kenneth Branagh ve kısa bir rolde görünen Lucy Liu, kadroya yeni katılan yıldızlar. Lady Gaga ise konuk sanatçılar arasında herkesi gölgede bırakıyor.

Kaynak: Milliyet