Milyon yıllık mirasın alıcısı var
Bir fosil, milyonlarca yıl öncesinden bugüne ulaşan bilimsel bir kayıt mı, yoksa milyonlarca dolara alınıp satılabilecek bir koleksiyon nesnesi mi? T. rex iskeletlerinden nadir minerallere, taşlara uzanan küresel piyasa büyürken bilim insanları fosillerin özel koleksiyonlara girmesinin araştırma dünyası için yaratabileceği sonuçları tartışıyor
MELİSA VARDAL – 67 milyon yıllık bir Tyrannosaurus rex iskeleti, New York’ta düzenlenen Sotheby’s müzayedesinde 50.1 milyon dolara alıcı bularak şimdiye kadar açık artırmada satılan en pahalı fosil oldu. İskelet, yalnızca rekor kırmadı, bilim dünyasında alevlenen bir tartışmanın da odağına yerleşti. Son yıllarda milyonlarca dolara satılan fosiller, zengin koleksiyonerlerin ilgi odağına dönüşürken bilim insanları bu satışların bilimsel araştırmalar açısından ciddi riskler taşıdığı uyarısında bulunuyor. Yalnızca dinozor iskeletleri değil; göktaşları, nadir mineraller ve süstaşları da benzer bir serbest piyasa döngüsünün öznesi hâline geliyor. Peki, milyonlarca yıllık bu doğal miras serbestçe alınıp satılabilir mi, yoksa kamusal müzelerde ve bilimsel koleksiyonlarda mı korunmalı?
Prof. Dr. Nizamettin Kazancı (Jeolog): Miras taşlara da koruma çağrısı
Doğal taşlar araştırma-bilimden edebiyata, şiirden kültüre yaşamın içinde ve doğrudan yaşam parçalarıdır. Öte yandan bu kadar yaygın oluşları, taşların önemsiz sayılmalarına yol açsa da tümü medeniyetin ve kültürün oluşumunda yer alır. Türkiye ihracatının büyük bölümünü doğal taş ihracatı oluşturuyor. Doğal kaynakların ülke yararına kullanılmasına kimse karşı olamaz, ancak dikkate alınması gereken hususlar vardır. Bunların ilki sürdürülebilirlik ve vahşi madencilikten kaçınılmasıdır. Ülkemizdeki doğal taş ticareti ne yazık ki vahşi madencilik durumuna gelmiştir. Taş ocaklarının ortalama verimliliği yüzde 10 kadar, bazı ocaklarda ise yüzde 1’e düşüyor. Doğadan sökülen taşların küçük bir kısmı için büyük alanlar yok edilmektedir. Kültür varlıklarının oluşturulmasında kullanılan taşlara “miras taşlar” denilir ve hemen hepsi jeolojik miras niteliğindedir. Bu bilinmezlik kaynakların tahribine yol açtığından tespiti ve topluma tanıtılması, uluslararası ölçütlerde listelenmesi, envanterlerinin oluşturulması lazım. Kumtaşı, kireçtaşı, granit gibi taşların kendi adlarıyla bilinmeleri gerekir. Sille Taşı, Denizli Traverteni, Nevşehir Taşı, Midyat Taşı artık uluslararası alana çıkmalıdır; bunların her biri miras taşlarımızdır ve düşük verimlilikte tüketilmelerine seyirci kalmamak toplumun ortak sorumluluğu.

MTA Şehit Cuma Dağ Tabiat Tarihi Müzesi: ‘Erişime açık olmalı’
Bilimsel açıdan değerlendirildiğinde fosiller yalnızca sergilenebilir nesneler değil, aynı zamanda geçmiş yaşamı anlamamızı sağlayan, tekrarlanamaz bilimsel veriler. Bilimsel öneme sahip örneklerin kamu koleksiyonlarında korunması ve araştırmacıların erişimine açık olması, yapılan çalışmaların doğrulanabilirliği ve yeni araştırmaların sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor. Buna karşılık, bilimsel kayıtlarıyla birlikte korunmayan veya araştırmacıların erişimine kapalı özel koleksiyonlarda bulunan örnekler, paleontolojik bilginin gelişimini sınırlayabiliyor.
MTA Şehit Cuma Dağ Tabiat Tarihi Müzesi, Türkiye’nin en kapsamlı paleontolojik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor. 2025 yılında Uluslararası Jeoloji Bilimleri Birliği (IUGS) tarafından IUGS Geo-Collection olarak kabul edilen Mikro Memeli Fosil Koleksiyonumuz dünya çapında başvurulan referans koleksiyonlardan biri. Müzemizde bulunan fosil koleksiyonları, Türkiye’nin milyonlarca yıllık doğal tarihinin anlaşılmasına katkı sağlamanın yanı sıra ulusal ve uluslararası bilimsel araştırmalar ile iş birlikleri için önemli bir altyapı oluşturuyor.

Doç. Dr. Serdar Mayda: ‘Bilimsel açıdan riskleri var’
Fosillerin satışına kategorik olarak karşı değilim. Mesele bir fosilin satılıp satılmaması değil; hangi fosilin, hangi koşullarda ve kime satıldığı. Her fosilin bilimsel değeri aynı değil. Fosilleri değerli taşlar gibi düşünebiliriz: Her taş elmas olmadığı gibi her fosil de eşsiz değil. Fas ve Çin gibi ülkelerde bol bulunan bazı omurgasız ve omurgalı fosilleri tane hesabıyla değil, zaman zaman kilo ile yurt dışına satılıyor. Bu ticaret, söz konusu ülkelerde binlerce kişiye geçim kaynağı sağlıyor. Bu materyallerin büyük bölümü bilimsel açıdan tekrar niteliğinde. Dünyadaki birçok önemli müze, koleksiyonlarındaki örnekleri kendi bütçeleriyle veya destekçilerinin sağladığı fonlarla satın alıyor. Bir fosil, satış yoluyla kamuya açık bir müzeye veya bilimsel koleksiyona giriyor ve elde edilen gelir yeni kazılara, preparasyon çalışmalarına ve araştırmalara aktarılıyorsa, bu durum bilim açısından yararlı olabilir.
Öte yandan bilimsel açıdan önemli fosillerin özel koleksiyonlara satılmasının başlıca riskleri de var; kazı sırasındaki jeolojik ve tafonomik bağlamın belgelenmeden kaybolması, yüksek fiyatların kaçak kazı ve kaçakçılığı teşvik etmesi, müzelerin özel alıcılarla ekonomik olarak rekabet edememesi ve sahte ya da kimera örneklerin saygın kurumların koleksiyonlarına dahi girebilmesi. Tip örnekler ve bilimsel açıdan eşsiz fosiller, kaynağı satın alma olsa bile, sonuçta kamuya açık müze ve bilimsel koleksiyonlarda bulunmalı. Kısacası mesele “satılsın mı, korunsun mu?” ikilemi değil. Önemli olan, hangi fosilin hangi bilimsel kategoriye girdiğinin uzmanlar tarafından doğru ve şeffaf biçimde belirlenmesi.
Kaynak: Milliyet