Dolar 36,5294
Euro 37,8830
Altın 3.340,57
BİST 9.658,72
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Denizli 14°C
Hafif Yağmurlu
Denizli
14°C
Hafif Yağmurlu
Per 14°C
Cum 16°C
Cts 17°C
Paz 15°C

Hakan Fidan’dan ‘Mazlum Abdi’ açıklaması: ‘Herkes zannediyor ki Mazlum Suriyeli, orayı temsil ediyor, bu bir yalan’

Dışişleri Bakanı Hakanı Fidan, terör örgütü PKK’nin Suriye uzantısı Suriye Demokratik Güçleri’nin yöneticisi “Mazlum Kobani” kod adıyla bilinen Ferhat Abdi Şahin hakkında konuştu. Fidan, “Herkes zannediyor ki Mazlum Suriyeli, orayı temsil ediyor, bu bir yalan” ifadelerini kullandı.

Hakan Fidan’dan ‘Mazlum Abdi’ açıklaması: ‘Herkes zannediyor ki Mazlum Suriyeli, orayı temsil ediyor, bu bir yalan’
28 Şubat 2025 00:37

Dışişleri Bakanı Fidan’ın, merkezi Katar’da bulunan El Cezire Arapça’ya verdiği röportajın ikinci bölümü yayınlandı.

Fidan, Suriye’de muhalefete bir destek sunulup sunulmadığına ilişkin soru üzerine, baştan beri muhalefeti hep desteklediklerini belirtti.

Fidan, şu değerlendirmede bulundu:

“Özellikle son yıllarda desteğimiz daha önemli hale geldi. Şundan dolayı, içeride olan iç savaştan dolayı milyonlarca insan Türkiye’ye geldi. Şimdi daha fazla insanın gelmemesi için muhalefetin kontrolü altında bulunan yerlerde 5 milyondan fazla insan yaşıyordu. Bu insanların da Türkiye’ye gelmesi söz konusu olabilirdi eğer rejim kuzeye doğru ilerlerse. Dolayısıyla ilerlememesi için hem muhaliflerin kendi arasında güçlü olması gerekiyor, hem de İran ve Rusya ile sağlanan ateşkes sisteminin devam etmesi gerekiyordu. Biz bunu yaptık. Hem ateşkes sistemini devam ettirdik hem de muhaliflerin kontrolü altında bulunan, 5 milyondan fazla Suriyelinin yaşadığı bölgelere destek götürdük. Buralardaki halk çünkü öbür türlü Türkiye’ye gelecekti. Türkiye’de olan diğer kardeşlerimize büyük bir gururla ev sahipliği yaptık. Onlar da sağ olsunlar alın teriyle çalışan insanlar. Gerçekten dürüst, namuslu insanlar. İnşallah şimdi yeni Suriye’de hepsi güvenle kendi ülkelerine dönerler.”

“DİĞER ÖRGÜTLERİN BAŞINA GELENLER ORTADA”

Suriye’deki yeni yönetim ve Geçiş Hükümeti’nin Cumhurbaşkanı Ahmet Şara hakkında İslamcı arka planıyla ilgili, radikal arka planı olabileceğine dair endişelerin olduğu belirtilerek, “Birden çok farklı bir değişim oldu ve bir olgunluk gösterildi ve siyasi söylem de çok ciddi değişti. Bunu nasıl okuyorsunuz” diye sorulması üzerine Fidan, şu ifadeleri kullandı:

“Tabii bu hemen olan bir değişiklik değil. Yani Ahmet Şara’nın ben yıllar içerisinde gerçekten belli konularda olumlu yönde değişikliğine hep şahit olmuşumdur. Yani etrafındaki olan olaylardan ders çıkartan bir insan. Şimdi İslami gelenekten gelen birisinin başka İslami grupların hareketlerine baktığı zaman, El-Kaide ve DEAŞ gibi mesela, şimdi bunlardaki yanlışlıkları görmemesi mümkün değil bir Müslüman’ın. Eğer bir Müslüman bunlardaki yanlışlıkları görmüyorsa kendisi başka bir psikolojik durum içerisindedir. Aklı olan herkes bunu görür ve onlardan kendisini uzaklaştırmaya başlar. Bence böyle bir dönem yaşandı.

Daha sonra toplumsal sorumluluk üstlendiği zaman İdlib’te, oradaki 4 milyon insanın günlük yaşam problemleri var, elektrik, su, mahkemeler, eğitim, sağlık, ulaştırma, yol, ev yapımı. Bütün bunlara siz ideoloji ile cevap veremezsiniz. Elinizde Kalaşnikofla cevap veremezsiniz. Bu insanlara ekmek götürmeniz lazım, yol yapmanız lazım, ev yapmanız lazım. Şikayet ediyorlar kapınıza, çocuklarına iş bulmanız lazım, ceplerine para girmesi lazım. Bu devlet yönetimi ideoloji ile tek başına olacak bir iş değil. Bence bu noktada I·dlib’te geçen yıllar da çok fazla fayda gösterdi. Tabii Türkiye’nin telkinleri bu noktada önemli. Eğer şimdi radikal bir dili, uluslararası cihadı savunan bir dili devam ettirirseniz, diğer örgütlerin başına gelenler ortada. Başta Türkiye olmak üzere herkes buna karşı çıkıyor. Bence bu noktada iyi bir dönüşüm hikayesi var, inşallah bu dönüşüm hikayesi Suriye’nin tamamı için de hayırlı olur.”

“TÜRKİYE’NİN TECRÜBESİNİ ANLATTIK”

Fidan, Şara ile defa ne zaman tanıştığının sorulması üzerine, “Yani herhalde İdlib’e geldiği yıllarda olsa gerek” dedi. Fidan sunucunun “Eskiden tanışıklığınız var mıydı? Ben Suriyelilere sordum bu değişimi. Dediler ki Şara’nın değişiminin sırrı İstanbul’da ya da Ankara’da, Türkiye’de dediler. AK Parti tecrübesi, arka planı İslami olan AK Parti tecrübesi, laiklik ve devlet yönetiminin gerekliliği, gereklilikleri. Suriye bundan faydalandı sanki. Sizce doğru bir tespit mi bu” sorusu üzerine ise şu değerlendirmede bulundu:

“Ahmet Şara ile yoğun temaslarımız döneminde her seferinde Türkiye’nin tecrübesini, yani İslam, demokrasi, halka hizmet, temel hizmetler, belediye hizmetleri; bütün bunları dilimiz döndüğünce anlattık. Cumhurbaşkanımızın kendi hayatından örnekler verdik. Burada ideolojik olmakla, dindar olmakla halka hizmet arasındaki denge nedir, siyaset nerede devreye girer, nerede girmez? Bütün bu hassas konuları açıkçası buluşmalarımızda bizler arkadaşlarımıza anlattık. Kendisi de zaten çok akıllı, zeki bir insan. Dünyayı okuyor, gelişmeleri okuyor, geleneği okuyor. Gelenekteki sahih İslami kaynaklar ne söylüyor, günümüzün dinamikleri ne söylüyor? Bence bunları çok iyi görüp, okuyup dengede tutabilen birisi.”

“PKK, KÜRTLERİN ÜZERİNE GELMİŞ BİR BELA, BİR VİRÜS”

Şara’nın ve Türkiye’nin Kürt meselesine bakışında bir farklılık olup olmadığı, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile görüş alışverişlerinin ne durumda olduğu sorulan Bakan Fidan, şu yanıtı verdi:

“Bizim bu konudaki görüşlerimiz şu şekilde örtüşüyor, biz hep şunu söylüyoruz, nasıl biz Arapları yani bütün Arapları DEAŞ’çı olarak görmüyorsak veya DEAŞ üzerinden Arapları görmüyorsak, El-Kaide üzerinden görmüyorsak, PKK üzerinden de Kürtleri görmemek lazım. Yani maalesef PKK, Kürtlerin üzerine gelmiş bir bela, bir virüs. Ondan bir türlü kurtulamıyorlar. Dolayısıyla Beşar Esad’ın yaptığı hatayı yapmadan, Kürtlere anayasal haklarını vererek, kültürel haklarını vererek orada herkesin eşitçe yaşadığı, diğer gruplar da dahil oldu, Türkmenlerin, Yezidilerin, Hristiyanların, Sünnilerin yani herkesin, Suriye vatandaşlığı sıfatıyla eşit olduğu, kendi dinini, dilini, geleneğini, törenini yaşatabildiği bir ortam. Şimdi burada tabii PKK kendisine ait bir yönetim alanı, güç alanı istediği için Suriye’deki yeni yönetimle uyuşması mümkün değil, bizimle nasıl uyuşmuyorsa. Bu noktada umarız barışçı bir yöntem bulunur. Bizim bu noktadaki tavsiyelerimiz bellidir. Nasıl Türkiye’de Kürtler, Araplar herkes anayasal vatandaşlıktan eşit yararlanıyor, eşit vatandaşlar, eşit bireylersek kanun önünde, hukuk önünde, mahkemeler önünde, Suriye’de de aynısının olması toplumsal barışa büyük hizmet edecek. Bu toplumsal barış önemli.

“HERKES ZANNEDİYOR Kİ MAZLUM SURİYELİ”

PKK’nın Türkiye’den, Irak’tan, İran’dan gelmiş 2 bine yakın kadrosu şu anda SDG yönetiminin tepesinde oturuyor. Herkes zannediyor ki Mazlum var, Mazlum Suriyeli, Mazlum orayı temsil ediyor. Bu bir yalan. Mazlum ile siz bugün konuşun, Ahmet Şara konuştuğu zaman Mazlum gelip iki kişiye hesap vermek zorunda. PKK’nın askeri kanadı Suriye Komiseri Fehman Hüseyin, sivil kanat Suriye Komiseri Sabri Ok. Bunlara hesap vermek zorunda. Bunlar da bundan gelen bu hesabı alıp Kandil Dağı’ndaki PKK yönetimine anlatmak zorundalar. Şimdi bu örgütün bu hiyerarşik yapısı ortadayken, Amerikalıların, Avrupalıların hâlâ bunlara destek veriyor olmasının bir sebebi var: PKK’nın verdiği hapishane hizmetleri. DEAŞ tutuklularını hapishanede tutma karşılığında orada bir yalan üzerinden Suriye topraklarının üçte birini işgal ediyorlar. Irak’tan, Türkiye’den, İran’dan getirdikleri bütün teröristleri Suriye toprakları üzerinde şu anda muhafaza ediyorlar. Suriye’nin toprak bütünlüğüne tehditler, Irak’ın toprak bütünlüğüne tehditler, Türkiye’ye tehditler. Şimdi bunun tabii ortadan kalkması gerekiyor. İnşallah bunun bir suhuletle ortadan kalkacağına inanmak istiyorum.”

Kürtler ve farklı taraflar arasında iletişim olduğu, Öcalan ile de iletişim olduğunun söylendiğinin ve çözüm yönünde çalışmaların olduğunun belirtilen Fidan, şu anda belli inisiyatifler olduğunu söyledi. Erbil ile yani Barzani ile Türkiye’nin dostluğunun son derece ileri olduğunu belirten Fidan, “Oradaki Kürt kardeşlerimizle Türkiye’nin muazzam bir dayanışması vardır terörle mücadelede. Yani PKK’nın saldırılarına, cürümlerine, suçlarına onlar da maalesef maruz kalmışlardır. Bunun karşısında bir dayanışma ortaya koyuyoruz. Onlar da Suriye’deki PKK zulmünden muzdaripler. Dolayısıyla PKK’nın kendisini lağvetmesi, silah bırakması konusunda onların da telkinleri, çalışmaları var” ifadelerini kullandı.

Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri sorulan Bakan Fidan, Suudi Arabistan ile ilişkilerin son derece iyi olduğunu söyledi. Fidan devamında, “Geçmiş dönemde birtakım yanlış anlaşılmalar olmuştu. Onları sessiz sedasız yürütülen diplomasi ile çok şükür çözdük” diye konuştu.

“MISIR İLE TARİHSEL DOSTLUĞUMUZU TEKRAR BİRBİRİMİZE HATIRLATTIK”

Fidan, Türkiye’nin bir zamanlar ilişkilerinin gergin olduğu ülkelerle şu an ilişkilerin nasıl geliştiğinin ve Mısır ile çözülen meselelerin neler olduğunun sorulması üzerine Mısır ile Türkiye arasındaki yanlış anlaşılmaların ilişkileri daha ileriye taşıyacak psikolojik engellerin kaldırılması gerektiğini söyledi. Fidan devamında şu değerlendirmede bulundu:

“Çok şükür şu anda, yani tarihsel dostluğumuzu tekrar birbirimize hatırlattık. Yani birbirimizin iki önemli dostu olduğumuzu, tarihin, coğrafyanın, inancımızın bizi buna mecbur ettiğini birbirimize tekrar hatırlattık. Şu anda Mısır ile Libya konusunu konuşuyoruz. Filistin konusunda çok iyi çalışıyoruz. Özellikle Gazze meselesinde, sağ olsunlar, insani yardımlar konusunda çok iyi çalışıyoruz. Uluslararası platformlarda beraber aynı dili konuşuyoruz. Filistin meselesinde, Sudan konusunda ve diğer bölgesel gelişmelerde, Somali, Etiyopya arasındaki anlaşmazlık, Afrika konusunda… Karşılıklı ticaretimiz, özellikle iki ülke arasındaki ticaret, işbirliği ve dayanışmanın ileri taşınması fevkalade önemli. Bu konuda atılan önemli adımlar var. Daha da adımlar atacağız inşallah. Niyet ve irade olduktan sonra aslında sonsuz ve namütenahi bir iş birliği alanı var.”

“BİZİM İSRAİL DEVLETİNİN SİYONİZM’E DAYALI YAYILMACI POLİTİKALARIYLA PROBLEMİMİZ VAR”

7 Ekim’den sonra Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerine dair değerlendirmesi sorulan Fidan, Türkiye’nin İsrail’i ilk tanıyan ülkelerden biri olduğunu ve süreç içerisinde tek bir hassasiyetin, onun da Kudüs ve Filistin halkı olduğunu söyledi. Fidan, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu bizim halkımızın hassasiyeti. Türkiye’de seçimle iktidara gelen her iktidar, halkın hassasiyetine kulak vermek zorundadır. Yani Filistinlilerin göz göre göre kadın, çocuk demeden öldürülmesi, hapsedilmesi, topraklarının işgal altında tutulması ve Kudüs’ün statüsünün giderek yıpratılması… Bu bizim kabul edebileceğimiz bir şey değil. Yani bunu kabul edebilecek bir iktidar yok Türkiye’de. Bu halkın kendi kültürel kodlarına, inanç kodlarına işlemiş bir şey. Ama bizde şu da var. İspanya’dan kaçan Yahudileri misafir etmiş bir milletiz biz. Almışız. İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler’in zulmünden kaçmış Yahudileri bağrımıza basmış bir ülkeyiz. Bizim Yahudilerle problemimiz yok. Bizim İsrail devletinin Siyonizm’e dayalı yayılmacı politikalarıyla problemimiz var. Uluslararası sistem sana orada bir devlet vermiş. Sen niye başkasının devlet sahibi olmasını istemiyorsun 67 sınırlarına dayalı? Bizim devlet derdimiz, biz İsraillilere kaç defa dedik, bizim siz Filistinlilere dokunmadığınız sürece, onları öldürmediğiniz sürece, Mescid-i Aksa ile ilgili problem olmadığı sürece bizim bir sıkıntımız yok. Ama bunlar olduğu zaman, yani bizim halkımızın buna tepkisiz kalması, dolayısıyla bu halkın seçtiği yönetimin, siyasal liderliğin sessiz kalması mümkün değil. Zaten böyle bir iktidar Türkiye’de kalamaz.”

“İSRAİLLİLERİN BÖLGE HALKLARIYLA KENDİ BARIŞINI KENDİ YAPMASI LAZIM”

Bakan Fidan, ABD ile ilgili bir soru üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:

“Trump’ın tabii yani ortaya koyduğu tavır belli noktalarda, özellikle Gazze ile ilgili söylemiştik, ilk başta konuşmuştuk kabul edilemez bir tavır ama o da bir tartışma başlatmak için açıkçası konuştuğunu söyledi. Yani varsa dahi bir teklif, ona şu anda Arap kardeşlerimiz çalışıyorlar ama Filistin meselesinin geneline ilişkin aslında Sayın Trump’ın bence oynayabileceği tarihi bir rol var. O da yani tıpkı Ukrayna meselesinde olduğu gibi savaşı nasıl durdurdu? Burada da bütün dünyanın kabul ettiği iki devletli çözüm konusunda İsrail’i ve sayın Netanyahu’yu ancak bastırabilecek insan sayın Başkan Trump, yani Başkan Trump’ın bu noktada atacağı adımların kıymetli olduğunu düşünüyorum. Burada, bunu tercih ederse hem İsrail’in güvenliği konusunda daha akıllıca adım atılmış olur, hem Arapların istikrarı ve Filistinlilerin devlete kavuşması konusunda ciddi adımlar atılmış olur. Hem bölgede normalleşme olur, Amerika’nın üzerinden de yükü alır. İsrail’in sürekli bu kadar yayılmacı ve düşman ürettiği bir bölgede kendisini tehdit altında hissediyorum dedikçe Amerika oraya sürekli kaynak ayırmak zorunda. Bu kaynağı ne kadar ayırabilir, ne kadar süreyle ayırabilir bilmiyorum. Bakın Amerika 50 sene, 60 sene Avrupa’ya kaynak ayırdı ve bir gün dedi ki artık ben bu kaynağı ayırmıyorum dedi. Avrupa birdenbire kendisini açıkta gördü. Aynısını 10 sene sonra, 15 sene sonra İsrail için söylemeyeceği ne malum? İsraillilerin bölge halklarıyla kendi barışını kendi yapması lazım.”

“MECBURİYETTEN ÇIKMASI GEREKİYOR”

Türkiye’nin Trump’tan ne istediği sorulan Fidan, ekonomik ilişkilerin en az güvenlik ilişkileri kadar önemli olduğu bir noktaya gelmek istediklerini söyledi. Fidan, ikinci olarak enerji alanında iş birliğinin arttırılması gerektiğine değindi. Fidan devamında, “Üçüncüsü Amerika ile özellikle Suriye’de DEAŞ ile mücadele konusunda bir ilişki parametresini yeniden gözden geçirip, Türkiye için tehdit oluşturan PKK’yı destekleme yönündeki mecburiyetten Amerika’nın çıkması gerekiyor. Bu bizim için fevkalade önemli bir milli güvenlik meselesi. Çünkü orada Amerika için taktik bir durum, DEAŞ’lıları hapiste tutma işi ama onu yaparken kullandığı PKK’lıyı destekleme meselesi bizim için bir milli güvenlik konusu ve Amerika ile aramızda da gerçekten toksik bir madde bu. Bunun çıkması gerekiyor. Ondan sonra Türkiye gibi çok güçlü bir ülkenin bölgesindeki güçlü bir ülkenin Amerika ile beraber bu bölgede çok olumlu katkılar verebileceğini düşünüyorum ben” ifadelerini kullandı.

Fidan, Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı en önemli üç handikabın ne olduğunun sorulması üzerine, birincisinin bölgedeki PKK meselesi olduğunu söyledi. Fidan, “PKK Türkiye’ye düşman olarak kuruldu ama şu anda Türkiye’de etkisi yok. Ama Suriye’nin üçte birini işgal ediyor. Irak’ta belli toprakları işgal ediyor. Şimdi Irak ve Suriye’deki PKK varlığının yok edilmesi sadece bizim için değil, bu ülkeler için daha büyük bir önemli ihtiyaç haline geldi” dedi. Fidan, Karadeniz’deki savaşın durmasının önemli olduğunu belirterek, “Ukrayna ve Rusya arasındaki savaş hem ekonomiyi, hem lojistik hatları, hem ticareti, hem enerji akışını, her şeyi etkilemiş durumda. Yani bu savaşın durup bir an önce bölgemizin kuzeyde de ağır ağır normale dönmesi lazım” ifadelerini kullandı.

Üçüncü olarak Filistin’de olanların bölgeyi, bölge ticaretini, bölge barışını, Türkiye’ye de ciddi etki edecek şekilde etkilendiğini gördüklerini belirten Bakan Fidan, “Buradaki çatışmanın da son bulması lazım. Gazze’de barışın devam etmesi lazım. Filistin topraklarının ilhak edilmemesi lazım. Suriye ve Lübnan’daki işgaller gibi şeylerin olmaması lazım. Bunlar oldukça bölge ülkeleri kendilerini rahat hissetmeyecekler. Bu rahatsızlık dolayısıyla ekonomiyi, siyaseti, güvenliği de etkileyecek. Bunlar bize tabii sürekli bir tehdit alanı olarak geri dönüyor” diye konuştu.

ETİKETLER: , , , ,
Şehrin nabzını tutan, en son gelişmeleri anında sizlere ulaştıran sesimiz olmaya devam ediyoruz. Denizli’nin sesi olan Denizlim Haber ile şehre dair herşeyi keşfedin. Takipte kalın en yeni haberlerle güncel kalın.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.