İnceldiği yerden kopsun
Gus Van Sant, yedi yıl aradan sonra sinemaya geri döndü. Yeni filmi “Dead Man’s Wire/Kopma Noktası”nda 1977’de yaşanmış bir rehine krizini anlatırken o dönem sinemasına selam yolluyor.
MÜJDE IŞIL – Şubat 1977’de Indianapolis’te yaşayan Tony Kiritsis, kendisini dolandırdığını iddia ettiği Meridian Mortgage Company’nin ofislerine girerek yönetici Richard Hall’u rehin aldı. Hall’un boynuna bir tel geçirdi ve kaçamasın diye o telin diğer ucunu tetiğe bağladı. İpotek şirketinden, tazminat olarak beş milyon dolar ve resmi bir özür talep etti. Rehin alma olayı Kiritsis’in çabalarıyla basına yansıdı ve canlı yayına dönüştü. Bu ilginç olayın 2018’de “Dead Man’s Line” ismiyle belgeseli yapıldı. Filmografisinde gerçek olaylardan ilham almayı seven Gus Van Sant da “Dead Man’s Wire/Kopma Noktası”nda bu ilginç hikâyenin peşine düşüyor.
Al Pacino sürprizi
Gus Van Sant’ın yeni filmi, tematik açıdan eski filmlerini anımsatıyor gibi. Özellikle de medya eleştirisi yapan “To Die For/Sonsuz İhtiras” ve Columbine Lisesi katliamından esinlenen “Elephant/Fil”in harmanı sayılabilir “Kopma Noktası”. Ama hem teknik hem de ruh olarak, olayın geçtiği ‘70’lerden gelmiş görünüyor. Yönetmen sahne aralarına belgesel hissi veren çekimler yerleştiriyor, kamerasını haber ya da televizyon kamerası olarak konumluyor, ‘70’ler sinemasının kamera hareketlerini yapıyor. Yönetmen filmine ilham kaynağı olarak “Dog Day Afternoon/Köpeklerin Günü”nü seçtiğini pek de gizlemiyor. Konu benzerliğinin haricinde o filmin başrolündeki Al Pacino’ya yer veriyor “Kopma Noktası”nda. Sadece bir günde çekildiği söylenen kısacık birkaç sahnesinde Pacino, Amerikan kapitalizminin ağa babası rolünün hakkını öylesine mükemmel veriyor ki.
Bitiş jeneriğinde gösterilen gerçek Tony Kiritsis ile Gus Van Sant’ın Tony Kiritsis’i arasındaki fark, yönetmenin bu filmi yapma amacını açıklıyor. Olayı şova dönüştüren gerçek Kiritsis’in aksine yönetmenin anti kahramanı, haklılığını savunan ve bunun için basın, mahkeme vs. herkesi kullanmaktan geri durmayan, kapitalizmden öcünü alma derdindeki kurnaz biri. Gus Van Sant, basın açıklaması sırasında ekranda John Wayne’in ödül konuşmasını koyarak kovboyluktan adam kaçırmaya kadar ABD’de silahlanmanın ne kadar farklı versiyonlarla benimsendiğini de vurguluyor.
Bu film aslında Werner Herzog’un yönetmenliğinde ve Nicolas Cage’in başrolünde çekilecekti. Gus Van Sant imzalı versiyonu izledikten sonra insan merak etmeden duramıyor. Bill Skarsgard’ın Tony Kiritsis rolündeki başarısına rağmen Cage’in çılgın oyunculuğu bu rolde nasıl dururdu ve Herzog’un belgeselciliği, gerçek hikâyeyi hangi noktaya taşırdı diye…

Kıbrıs Türklerinin kurtuluşu
“Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu” ve “Kesişme: İyi ki Varsın Eren” ile tanınan Özer Feyzioğlu’nun imzasını taşıyan “Kıbrıs Türküsü”, 1957-1974 yılları arasında Kıbrıs’ta yaşanan şiddet olaylarını ve Türk Mukavemet Teşkilatı’nın (TMT) kuruluşunu odağına alıyor. Adada artan baskılar nedeniyle öğretmenlik mesleğini bırakarak halkını korumak için Türk Mukavemet Teşkilatı’na katılan Ali karakteri üzerinden Kıbrıs Türklerinin 17 yıla yayılan mücadelesini anlatan film, aynı zamanda sürecin diplomatik ayağındaki tarihi figürlere ve siyasi gelişmelere yer veriyor. Emre Bey ve Almila Ada’nın başrollerini paylaştığı filmin oyuncu kadrosunda Hüseyin Avni Danyal, Cemal Hünal, Engin Hepileri, Doğukan Polat, Cem Uslu, Didem İnselel, Orkuncan İzan, Tugay Mercan ve Cahit Gök gibi isimler yer alıyor.
Kaynak: Milliyet