Dolar 43,4965
Euro 51,4327
Altın 6.985,42
BİST 13.875,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Denizli 15°C
Yağmurlu
Denizli
15°C
Yağmurlu
Sal 12°C
Çar 15°C
Per 17°C
Cum 18°C

Uyku apnesi, uyurgezerlik fark etmez! Uzmanı sorunu çözdü: ‘Herkes aynı hatayı yapıyor’

Yirmi yılı aşkın süredir uyku psikoloğu olarak çalışan bir uzmanın klinik deneyimleri, uykuyla ilgili sandığımızdan çok daha büyük bir yanılgıyı ortaya koyuyor. Uyurgezerlikten uykuda yemek yemeye, uyku apnesinden kronik uykusuzluğa kadar çok farklı sorunlarla gelen binlerce danışanda ortak bir nokta göze çarpıyor. Sorun çoğu zaman tıbbi bir rahatsızlık değil. Asıl mesele uykunun kendisinden korkmak.

Uyku apnesi, uyurgezerlik fark etmez! Uzmanı sorunu çözdü: ‘Herkes aynı hatayı yapıyor’
REKLAM ALANI
27.12.2025 16:12
149

Premier Lig futbolcularından yoğun tempoda çalışan üst düzey yöneticilere, yeni anne babalardan vardiyalı çalışanlara kadar çok geniş bir grupta aynı tablo görülüyor. İnsanlar artık kötü bir gece uykusunu geçici bir durum olarak görmüyor. Aksine bu durumu sağlıklarını tehdit eden büyük bir kriz gibi algılıyor.

ARA REKLAM ALANI

Uzmanlara göre son yıllarda giderek yaygınlaşan bu durumun adı net: Uyku korkusu. Yani kişinin hem uyku kalitesine hem de uykusunun beden ve zihin sağlığı üzerindeki etkilerine karşı yoğun ve sürekli bir kaygı duyması. Bu kaygı zamanla kişinin tüm yaşamını etkiliyor.

 

Birçok kişi kliniğe geldiğinde yanında sayfalarca veri getiriyor. Uyku takip cihazlarından alınan grafikler, puanlar, süreler ve uyarılar artık günlük hayatın bir parçası haline gelmiş durumda. Arada yaşanan tek bir kötü gece bile sağlık felaketi olarak görülüyor.

Belirli saatlerde yatma zorunluluğu, yapılmazsa uyunamayacağına inanılan gevşeme rutinleri ve sosyal medyada yayılan bilimsel temeli olmayan uygulamalar bu listenin başında geliyor. Amaç iyi uyumak olsa da sonuç genellikle tam tersi oluyor. Uyku ne kadar optimize edilmeye çalışılırsa, korku da o kadar büyüyor. Bir noktadan sonra uyku, dinlenmenin değil stresin kaynağı haline geliyor.

Elbette uykunun sağlık için önemli olduğu gerçeği tartışılmaz. Uzun süreli uykusuzlukla birlikte seyreden düşük kaliteli uyku, kalp sağlığından ruh haline kadar birçok alanda risk yaratabiliyor. Ancak burada kritik bir fark gözden kaçırılıyor. Uyku süresi ile uyku kalitesi aynı şey değil.

Bazı çalışmalar, az ama kaliteli uyuyan kişilerle az ve parçalı uyuyanları aynı grupta değerlendirerek yanlış bir algı yaratıyor. Bu durum, sorunun yalnızca uyku saatine indirgenmesine yol açıyor. Oysa araştırmalar, kısa uykunun tek başına değil, kalitesiz uykuyla birleştiğinde riskli hale geldiğini gösteriyor.

Uzmanlara göre tek bir ideal uyku süresi yok. Yıllarca sekiz saat kuralı anlatıldı, sonrasında yedi saat ön plana çıktı. Oysa sağlıklı bireyler arasında bile gece uykusu ihtiyacı büyük farklılıklar gösterebiliyor. Tam da bu noktada uyku takip cihazları devreye giriyor. İlk bakışta kontrol hissi veren bu cihazlar, çoğu zaman uyku kaygısını daha da artırıyor. Çünkü kişi kendini belirli bir sayı ya da puana ulaşmak zorunda hissediyor. Bu baskı ise uykuyu doğrudan baltalıyor.

Uyku korkusu, stresle ilişkili hormonların gece saatlerinde yükselmesine yol açıyor. Vücudun sabah uyanmak için salgıladığı kortizol, gece devreye girince uyku doğal olarak uzaklaşıyor. Bu hissi azaltmanın en etkili yollarından biri, haftanın her günü aynı saatte uyanmak. Vücut bu rutine zamanla uyum sağlıyor ve hafif uyku evrelerini uyanma saatine yaklaştırıyor. Böylece kişi güne daha dinç başlayabiliyor.

Bu duruma plasebo uyku etkisi deniyor. Kişi iyi uyuduğuna inanıyorsa, ertesi gün performansı ve ruh hali de buna paralel şekilde iyileşiyor. Tam tersi durumda ise veriler ne söylerse söylesin gün zor geçiyor. Uyku takip cihazlarının bir diğer riski de bağımlılık yaratma potansiyeli. Sürekli veri kontrolü, beyinde ödül sistemiyle ilişkili bir döngü oluşturabiliyor. Bir süre sonra kişi kendi bedeninin verdiği sinyallerden çok, ekrandaki sayılara güvenmeye başlıyor.

Kaynak: Milliyet

REKLAM ALANI
Şehrin nabzını tutan, en son gelişmeleri anında sizlere ulaştıran sesimiz olmaya devam ediyoruz. Denizli’nin sesi olan Denizlim Haber ile şehre dair herşeyi keşfedin. Takipte kalın en yeni haberlerle güncel kalın.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.