‘Part time ölümsüzlük arayışı’
Basınla buluşması mezarlıkta yapılacak olan “Thank You God for My Spoiler”, yaşarken ölümünü planlayıp kendine anıt mezar yaptıran bir adamın sıra dışı belgeseli.
MÜJDE IŞIL – Sanat koleksiyoncusu, 400 yıldır İstanbul’da yaşayan Latin Katolik Levanten bir ailenin son temsilcilerinden, iş insanı Orlando Carlo Calumeno ölümünü yaşarken planladı. Mimar Evren Öztürk’e kendisi için İstanbul Feriköy Latin Katolik Mezarlığı’nda 160 yıl sonra bir anıt mezar tasarlattı, tabutunu ressam Memduh Kuzay’a boyattı. Cihan Güngören ve Mustafa Seven de bu süreci “Thank You God for My Spoiler” adlı belgeselde anlattı. Festival yolculuğu devam eden belgeselin basın buluşması ise şimdiye kadar hiç tanık olmadığımız bir yerde, mozolenin bulunduğu mezarlıkta planlandı. Belgeselin hikâyesini Cihan Güngören’den dinledik.
– Orlando Carlo Calumeno ile yolunuz nasıl kesişti?
Mustafa Seven ile birlikte Orlando’nun finansal ceo olduğu şirketin reklam filmlerini çektiğimiz dönem tanıştık. Dışarıdan biraz egolu gibi görünür ama aslında tam bir Anadolu delikanlısı bence. Tanıdıkça daha çok sevdim onu. Sıra dışı kavramının vücut bulmuş hâli olan bu adam, kendine ait bir anıt mezar yaptırma istediğinden bahsedince ‘Aradığım proje ayağımıza geldi’ dedim.

– Orlando Carlo Calumeno’nun ölüme bakışında sanat tutkusunun etkisi var mı?
Orlando’nun evine ve ofisine baktığınızda önce sanat eserlerini fark edersiniz. Size sergilediği sanat eserlerini çok net algılamanız için yaptığı ışık oyunlarını ve küçük kurguları hissedersiniz. Misafirlerini evinin 2. katına ısrarla çıkarmak istemesinin sebebi, duvarda Bedri Rahmi Eyüboğlu’na ait eserin olmasıdır. Evinde kaldığınız odanın karşısındaki duvarda Nejat Devrim’in eserinin asılı olması tesadüf değildi. Orlando bir sanatçının eserini yaşam alanında sergilediğinde aslında hâlâ onunla birlikte yaşadığını düşünüyor bence, yani ölümsüz oluyor. Bu yüzden sanat sevgisi, ölümsüzlük demek Orlando için. Mezarlığa girdiğinizde bir anıt mezar değil, adeta bir sanat eseri inşa ettiğini fark ediyorsunuz.
– Leyla Gencer nasıl dahil oldu belgesele?
Leyla Gencer’in hayat hikâyesini baştan sona okuyup ondan bir değerlendirme yapmasını istedim. “O da benim gibi ölümünü planlamış, o da düşünmüş benim düşündüklerimi” dedi. Bunu kavradığını gördüğümde belgesele bir Leyla Gencer sekansı ekledim. İyi ki eklemişim, diyorum. Çünkü ikisinin de ortak noktasının ölümü kabullenme ve ölüme hazırlık olduğu çok netti.

– Sizce Orlando Carlo Calumeno ölümsüzlük arayışında mı, ölüm korkusunu yenme çabasında mı yoksa hayatı kontrol etmek mi istiyor?
Orlando’nun anıt mezarında ve tabutunda kullanılan malzemeler (ressamın tabutta kullandığı boya dahil) en az 300 yıla kadar dayanıklı olanlardan seçildi. Yani Orlando ölümsüzlüğe ulaşamasa da en azından düzgün bir formda ve uzun bir süre yer yüzünde kalma niyetinde diyebiliriz. Bence Orlando sonsuza kadar olmasa da part time bir ölümsüzlük arayışında.
– Bu belgesel dünyadaki örneklerden nasıl ayrılıyor?
Temel fark, bizim yaşayan bir adamın ölümünün belgeselini yapmamız. Ayrıca bizim hikâyemizdeki adamın hiçbir derdi, sorunu yokken ölümünün hazırlığına girişmesi, bu belgeseli ayrıştırıyor benzerlerinden. Tabutunu bir ressamın renklendireceğini, anıt mezarın zemininin cam olacağını ve ona dua edenlerin tabutunu göreceğini söylediğinde dünyada bunun gibi bir anıt mezar örneği olmadığını biliyorduk. Bu detaylar belgeseli özgün kıldı.
‘Ölümü düşünmeliyiz’
-Belgesel seyirciyi nasıl etkileyecek sizce?
Orlando modern insanın, yani hepimizin aksine ölüm yokmuş gibi değil, hatta çok yakındaymış gibi yaşayan bir insan. Hem anıt mezar yaptıracak hem de hayatı her anıyla eğlenerek yaşayacak kadar ölüme hazırlıklı. İzleyenler de bunları düşünecek. Bu belgesel bize ölümü düşünme fırsatı verdi, izleyenlere de bu fırsatı verecek.
Kaynak: Milliyet