Dolar 45,1851
Euro 52,9418
Altın 6.741,71
BİST 14.351,74
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Denizli 26°C
Parçalı Bulutlu
Denizli
26°C
Parçalı Bulutlu
Çar 26°C
Per 27°C
Cum 20°C
Cts 16°C

Yapay zekanın ‘Batılı’ cevapları ve tarafsızlık illüzyonu: ‘İyi yanıtı belirleyen kültürel değerler…’

Yapay zeka modellerinin verdiği yanıtların tarafsız olduğu düşünülüyor ancak perde arkasında farklı bir gerçek daha var. Uzmanlara göre “iyi cevap” tanımını yapan değerlendiricilerin büyük bölümü belirli ülkelerden, özellikle de Batı dünyasından geliyor ve bu durum, yapay zekanın küresel çeşitlilikten ziyade dar bir kültürel görüş açısını yansıtmasına neden oluyor.

Yapay zekanın ‘Batılı’ cevapları ve tarafsızlık illüzyonu: ‘İyi yanıtı belirleyen kültürel değerler…’
REKLAM ALANI
30.04.2026 12:36
33

MİLLİYET.COM.TR / ÖZEL – Artık hayatımızın önemli bir parçası haline gelen yapay zeka modellerini medya dosyaları oluşturmanın yanı sıra önemli cevapları ararken de kullanıyoruz. Birçok kullanıcı arama motorları yerine artık yapay zeka modellerini tercih ediyor. Bu durum yapay zeka dillerini uzun süredir tarafsız ve evrensel bir bilgi kaynağı olarak konumlandırsa da son dönemde yapılan akademik çalışmalar ve uzman değerlendirmeleri, bu algının ciddi biçimde sorgulanmasına yol açıyor. Özellikle sosyal bilimler ve psikoloji gibi alanlarda verilen yanıtların, sanıldığı kadar “evrensel” olmadığını görebiliyoruz.

‘Which Humans’ başlıklı çalışma da bu tartışmayı güçlendiren önemli örneklerden biri. Araştırmaya göre günümüzün en gelişmiş büyük dil modelleri, insan davranışını yansıtırken aslında dünya nüfusunun tamamını değil, daha çok batılı, eğitimli, sanayileşmiş, zengin ve demokratik toplumların değerlerini merkeze alıyor. Bu da “insan gibi düşünen yapay zeka” iddiasının, gerçekte oldukça sınırlı bir insan profilini temsil ettiği anlamına geliyor.

ARA REKLAM ALANI

GLOBAL DEĞİL, BELLİ BİR KÜLTÜRÜ ÖNE ÇIKARIYOR

Ancak meselenin en kritik noktası yalnızca veri kaynakları değil. Yapay zekanın nasıl “düşündüğünü” belirleyen süreçlerden biri olan insan geri bildirimiyle pekiştirmeli öğrenme (RLHF), bu tabloyu daha da netleştiriyor. Çünkü burada devreye giren insan değerlendiriciler, modelin hangi cevabının iyi ya da kabul edilebilir olduğuna karar veriyor. 

İşte bu noktada önemli bir kırılma ortaya çıkıyor: Bu değerlendiricilerin büyük çoğunluğu belirli ülkelerde yaşayan, benzer eğitim ve kültürel geçmişe sahip kişilerden oluşuyor. Bu da pekiştirmeli öğrenme sistemini aslında global ölçekten belirli kültürel değerlere hapsetmiş oluyor. Özellikle sosyal yaşam ve kültürel açıdan verilen cevapların her bölgeye uygun olduğunu söylemek bir hayli zor. Örneğin bizim kültürümüzde gayet doğal olan bir konu, batı ya da doğu kültürlerinde çok farklı bir yanıt bulabiliyor.

Dolayısıyla yapay zekanın öğrendiği şey yalnızca bilgi değil, aynı zamanda bu dar grubun değer yargıları oluyor. Başka bir deyişle, “iyi cevap” kavramı evrensel bir standarttan ziyade belirli bir kültürel filtreden süzülerek şekilleniyor. Bu durum da farklı coğrafyalardan gelen kullanıcıların, kendi bağlamlarına tam olarak uymayan yanıtlarla karşılaşmasına neden oluyor.

Konuyla ilgili Milliyet.com.tr’ye özel olarak konuşan ve “Günümüzde yapay zekâ modellerinin verdiği cevaplar tamamen tarafsız ve evrensel bir yapıdan gelmiyor; çünkü bu sistemlerde ‘iyi cevap’ ve ‘doğru yaklaşım’ gibi tanımlar, modeli eğiten ve değerlendiren yazılımcıların oluşturduğu çerçeveler üzerinden belirleniyor” diyen Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, sözlerine şöyle devam etti:

Bu değerlendirici grupların benzer ülkelerden ve benzer sosyolojik yapılardan gelmesi de doğal olarak ortaya çıkan cevapların belli bir kültürel bakış açısını daha fazla yansıtmasına neden olabiliyor. Yani yapay zekâ, her ne kadar geniş veriyle çalışsa da sonuçta hangi bilginin öne çıkarılacağı ve nasıl sunulacağı insan eliyle şekilleniyor ve bu da bazı konularda tek yönlü bir perspektif oluşmasına yol açabiliyor.Yapay zekâ sistemleri çoğu zaman tarafsız ve objektif araçlar gibi sunulsa da aslında tamamen nötr değildir. Çünkü bu sistemler kendi kendine karar vermez; hangi cevabın doğru, hangi ifadenin uygun, hangi yaklaşımın kabul edilebilir olduğuna sistemi geliştiren şirketler ve bu şirketlerin belirlediği kurallar karar verir. Yani yapay zekânın sınırlarını çizen, onu eğiten ve yönlendiren şey teknik bir boşluk değil, insan eliyle oluşturulmuş bir tercihler bütünüdür.Yapay zekâ modellerinin verdikleri cevapların birbirinden farklı olabilmesi, geliştirildikleri ülkeler, şirketler ve veri kaynaklarının değişmesinden kaynaklanabilir. Her model farklı veri setleriyle eğitildiği ve farklı geri bildirim sistemlerinden geçtiği için, aynı soruya verilen cevaplarda vurgu, yaklaşım ve içerik düzeyi değişebilmektedir. Bu nedenle bazı modeller daha detaylı veya açık yanıtlar üretirken, bazıları daha sınırlı veya temkinli cevaplar verebilir; bu da sistemlerin arkasındaki geliştirme ekosisteminin ve veri altyapısının farklılığını yansıtır.Bu yüzden bazı konularda yanlılık ya da tek taraflılık görülebilir. Örneğin aynı soru farklı bir yapay zekâya sorulduğunda, biri daha temkinli ve sınırlı bir cevap verirken diğeri daha detaylı ve açık bir açıklama sunabilir. Bunun nedeni sadece teknik kapasite değil, hangi bilgilerin “uygun”, hangilerinin “riskli” sayıldığına dair önceden belirlenmiş kurallardır. Kullanıcı ise bunu çoğu zaman sadece “doğru cevap” olarak algılar.

Bu değerlendirici grupların benzer ülkelerden ve benzer sosyolojik yapılardan gelmesi de doğal olarak ortaya çıkan cevapların belli bir kültürel bakış açısını daha fazla yansıtmasına neden olabiliyor. Yani yapay zekâ, her ne kadar geniş veriyle çalışsa da sonuçta hangi bilginin öne çıkarılacağı ve nasıl sunulacağı insan eliyle şekilleniyor ve bu da bazı konularda tek yönlü bir perspektif oluşmasına yol açabiliyor.

Konuyla ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtlayan SETA araştırmacısı ve Hazar Üniversitesi bünyesindeki Yükselen Teknolojiler ve Yapay Zeka Araştırma Merkezi (ETAI) Direktörü Dr. Gloria Shkurti Özdemir, yapay zekanın batılı bir perspektiften cevap vermesinin tesadüf değil, sistemin mimarisinde içkin yapısal bir sonuç olduğunu belirtiyor.

Diğer taraftan modelin beslendiği veri kaynakları da bu tabloyu pekiştiriyor diyebiliriz. The New York Times, Reuters, Reddit, Stack Overflow ve GitHub gibi platformlar geniş bir veri ağına sahip olsa da, bu verinin önemli bir kısmı yine batı merkezli içeriklerden oluşuyor. Üstelik ince ayar sürecinde şirketlerin kurumsal yaklaşımı da doğrudan yapay zeka modellerine yansıyor.

Bu şirketlerin büyük bölümü de batı merkezli. OpenAI, Google, Meta ve Anthropic gibi devler, benzer kültürel çerçeveler içinde faaliyet gösteriyor. Bu durum, yapay zekanın farklı toplumlara aynı sorular karşısında benzer ton ve çözüm önerileri sunmasına yol açıyor. Kültürel açıdan batı için doğru olan bir cevap, doğu için tamamen başka bir anlama gelebiliyor. Ya da tam tersi bir durum söz konusu olabiliyor.

TOPLUMSAL VE İDEOLOJİK DURUMLARDA DAHA BELİRGİN HALE GELİYOR

Prof. Dr. Ali Murat Kırık, bu durumun özellikle toplumsal, kültürel ve ideolojik konularda çok daha belirgin bir hale geldiğini şu sözlerle ifade ediyor:

Mesela aile yapısı, ifade özgürlüğü, güvenlik politikaları veya toplumsal değerlerle ilgili bir soru sorulduğunda, yapay zekâ bazı yaklaşımları daha dengeli ve normal gösterirken, bazı görüşleri daha sınırlı veya mesafeli şekilde aktarabilir. Bu da farklı fikirlerin aynı ağırlıkta temsil edilmemesine yol açabilir.Bunu günlük hayattan bir örnekle düşünmek daha anlaşılır olabilir: Aynı olaya farklı gazetelerin farklı başlıklar atması gibi. Olay aynı olmasına rağmen hangi yönün öne çıkarıldığı, hangi kelimelerin seçildiği ve nasıl anlatıldığı değişir. Yapay zekâ da benzer şekilde, seçilen veri ve kurallar çerçevesinde aynı konuyu farklı tonlarda sunabilir.Bu tür sistemlere karşı temel yaklaşım, yapay zekâyı mutlak doğru kaynağı olarak görmek yerine bir bilgi destek aracı olarak değerlendirmek olmalıdır. Verilen cevapların tek bir bakış açısını yansıtma ihtimali bulunduğu için, özellikle sosyal ve ideolojik konularda farklı kaynaklarla karşılaştırma yapmak, eleştirel düşünmeyi korumak ve bilgiyi sorgulayarak ilerlemek önemlidir. Ayrıca kullanıcıların kendi değerlendirme sürecini devreye sokması, yani cevabı doğrudan kabul etmek yerine neden-sonuç ilişkisi içinde düşünmesi, olası yönlendirmelerin etkisini azaltır. Bu şekilde yapay zekâdan faydalanırken aynı zamanda bilgi çeşitliliği ve denge de korunmuş olur.

Öte yandan bu mesele yalnızca kültürel bir tartışma değil, aynı zamanda bir altyapı ve güç meselesi olduğunu da kabul etmemiz gerekiyor. Yapay zekanın eğitildiği veri merkezlerinden kullanılan çiplere kadar birçok kritik bileşen, yine aynı ekosistemin kontrolünde bulunuyor. Bu da hangi değerlerin “standart” kabul edildiğini belirleyen görünmez bir güç dengesi yaratıyor.

EN SOMUT YANSIMA DİLDE…

Sorunun en somut yansımalarından biri ise dil tarafında ortaya çıkıyor. Yapılan testlerde aynı sorunun İngilizce ve Türkçe sorulduğunda farklı kalitede yanıtlar üretildiği görülüyor. İngilizce sorgularda daha derinlikli ve çok katmanlı cevaplar alınırken, Türkçe sorgularda yanıtların daha yüzeysel ve sınırlı kaldığı dikkat çekiyor. Bu durum, kullanıcılar arasında önemli bir bilgi eşitsizliği de yaratıyor.

Özellikle psikolojik danışmanlık gibi kültürel bağlamın kritik olduğu alanlarda bu fark daha da belirginleşiyor. Çünkü aile, kimlik, toplumsal sorumluluk veya yas gibi kavramlar kültürden kültüre büyük farklılıklar gösterirken, yapay zeka bu çeşitliliği çoğu zaman göz ardı ederek tek tip bir yaklaşım sunuyor.

Tüm bu gelişmeler, yapay zekanın yalnızca teknik bir araç olmadığını; aynı zamanda değerler, kültür ve güç dengeleriyle şekillenen bir sistem olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu nedenle birçok ülke için kendi büyük dil modellerini geliştirmek artık bir teknoloji yatırımı olmanın ötesine geçmiş durumda. Bu adım, giderek daha fazla “dijital egemenlik” meselesi olarak değerlendiriliyor.

Kısacası bugün yapay zekaya yöneltilen bir sorunun cevabı, yalnızca algoritmaların değil, o algoritmaları eğiten insanların, kurumların ve kültürel perspektiflerin bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Ve bu durum özellikle niş konularda “tarafsız yapay zeka” olgusunun soru işaretleriyle beraber gelmesine sebep oluyor.

Kaynak: Milliyet

REKLAM ALANI
Şehrin nabzını tutan, en son gelişmeleri anında sizlere ulaştıran sesimiz olmaya devam ediyoruz. Denizli’nin sesi olan Denizlim Haber ile şehre dair herşeyi keşfedin. Takipte kalın en yeni haberlerle güncel kalın.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.