Mavinin 554 yıllık estetiği
Fatih Sultan Mehmet’in inşa ettirdiği Çinili Köşk, uzun süren restorasyonun ardından özgün dokusuyla yeniden ziyarete açıldı. İstanbul’un en eski Osmanlı yapılarından biri olan köşk, Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan eşsiz çini ve seramik koleksiyonuyla ziyaretçilerini tarihte bir yolculuğa çıkarıyor
SERAY ŞAHİNLER – İstanbul Arkeoloji Müzeleri yerleşkesinin en eski yapısı olan Çinili Köşk, uzun süren restorasyon ve teşhir-tanzim çalışmalarının ardından ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Fatih Sultan Mehmet tarafından 1472 yılında inşa ettirilen yapı, yalnızca mimari güzelliğiyle değil, Osmanlı müzeciliğinin gelişimindeki yeriyle de tarihi öneme sahip.
Çinili Köşk, erken Osmanlı mimarisinin günümüze ulaşan en önemli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Adını, cephelerini süsleyen mavi, turkuaz ve yeşil tonlarındaki İznik çinilerinden alan yapı, yüzyıllar boyunca farklı işlevler üstlendi. 19 YY’dan itibaren de müzecilik tarihinin önemli duraklarından biri hâline geldi.
Üretim zenginliği
1880 yılında Müze-i Hümayun bünyesinde müze olarak kullanılmaya başlanan Çinili Köşk, Osman Hamdi Bey’in müdürlüğü döneminde Osmanlı’nın arkeoloji ve müzecilik anlayışının gelişmesine tanıklık etti. Uzun yıllar İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin önemli sergileme alanlarından biri olan yapı, restorasyonla birlikte özgün mimari dokusunu koruyarak yeniden düzenlendi.
İçeride ise sizi masmavi bir yolculuk bekliyor. Koleksiyon, Anadolu’da 12. YY’dan 19. YY’a uzanan çini ve seramik sanatının gelişimini tarihsel seyri içinde izliyor. Sergide Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait üretimlerin yanı sıra İznik, Kütahya ve Çanakkale atölyelerinde hazırlanan eşsiz eserler yer alıyor. Mihrap parçaları, kandiller, tabaklar, kâseler, vazolar, çinili panolar ve mimari süsleme elemanları, koleksiyonun öne çıkan parçaları hem dönemin estetiğini hem üretim zenginliğini yansıtıyor.
Restorasyon sürecinde hem yapının tarihi dokusu korunurken hem de çağdaş müzecilik anlayışına uygun sergileme alanları oluşturulmuş. Böylece ziyaretçiler yalnızca eserleri değil, onları çevreleyen yaklaşık 550 yıllık tarihi yapıyı da yakından deneyimleme fırsatı buluyor.
Müzenin üçgeni tamamlandı
Müze kompleksi içerisinde yer alan Eski Şark Eserleri Müzesi dört yıllık kapsamlı çalışmanın ardından geçen ay ziyaretçilerini ağırlamaya başlamıştı. Çinili Köşk’ün ziyarete açılmasıyla birlikte İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde eksik parça da tamamlanmış oldu. Ziyaretçiler böylece tarihin ‘büyük resmini’ görmeye devam edecek. Yaklaşık beş buçuk asırlık geçmişiyle Çinili Köşk, bugün de ziyaretçilerini sanat, tarih ve mimarinin iç içe geçtiği benzersiz bir yolculuğa davet ediyor.
İstanbul’un ilk Osmanlı yapısı
Burası Selçuklu etkisinde yapılmış, Osmanlı sivil mimarisinin İstanbul’da bulunan tek örneği kabul ediliyor. Fatih Sultan Mehmet dönemini (1451-1481) anlatan kaynaklarda, 1472 yılında, Sarayburnu’ndaki korulukta ve Topkapı Sarayı’nı saran surların içinde yaptırıldığı anlatılıyor. Yapı, 1880 yılında İmparatorluk Müzesi (Müze-i Hümayun) tarafından arkeolojik ve İslami eserlerin sergilenmesi için kullanılıyor. 1939 yılında Topkapı Sarayı’na bağlanıyor, içinde bulunan eserler çeşitli müzelere dağıtılıyor ve o dönemde müze işlevini yitiriyor. 1981 yılında İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne bağlanan Çinili Köşk Müzesi’nde bugün Selçuklu ve Osmanlı’nın eşsiz çini ve seramik örnekleri sergileniyor.

Kaynak: Milliyet