Türkiye uyarısı
Avrupa’yı dev orman yangınları sararken Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, orman yangınlarının artık kendi iklimini oluşturduğunu ve bu tehlikenin Türkiye’yi de etkileyebileceğini söyledi
İspanya ve Fransa günlerdir devasa orman yangınlarıyla mücadele ediyor. Bu durum, uzmanların “son nesil yangın” dediği yeni bir yangın davranışını gündeme getirdi. Yangın Ekolojisi Uzmanı Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, küresel iklim değişikliğiyle birlikte orman yangınlarının artık yalnızca yeryüzünde ilerlemediğini, kendi iklimini, rüzgârını, fırtınasını ve yıldırımını oluşturabilen dev sistemlere dönüştüğünü söyledi. Avrupa’da görülmeye başlayan bu son nesil yangınların Türkiye’yi de etkileyeceği uyarısında bulunan Neyişçi, “Bu aşamaya gelen bir yangını uçakla, helikopterle ya da insan gücüyle kontrol etmek artık son derece güç. Bunun en önemli nedeni küresel iklim değişikliği. Eskiden bu tip yangınları daha çok ABD, Avustralya ve Kanada’da görürdük. Bunun nedeni o ülkelerde milyonlarca hektarlık kesintisiz orman alanlarının bulunmasıydı. Yangın bu kadar büyük bir alanda yayıldığında ortaya çıkan enerji de olağanüstü seviyelere ulaşıyordu. İşte bugün Avrupa’da gördüğümüz tablo, iklim değişikliğinin etkisiyle artık bizim coğrafyamıza da taşınmaya başladı” dedi.

‘Üç boyutlu bir tablo’
Neyişçi’ye göre yeni nesil yangınları klasik orman yangınlarından ayıran en önemli özellik, yangının sadece yeryüzünde ilerlememesi: “Biz bugüne kadar orman yangınlarını çoğunlukla iki boyutlu düşündük. Alevin sağa, sola ve ileriye doğru yayılmasını hesapladık. Oysa yeni nesil yangınlarda artık üçüncü boyut devreye giriyor. Yangın gökyüzüne doğru büyüyor. Açığa çıkan olağanüstü enerji dev bir konveksiyon sütunu oluşturuyor. Bu sütun atmosferde 15-20 km yüksekliğe kadar çıkabiliyor. Troposferi geçip stratosfere ulaşabilen sistemlerden söz ediyoruz. Bu yükselen sıcak hava sütunu yalnızca duman taşımıyor, atmosferde tamamen yeni meteorolojik olaylar oluşturuyor. Bu saatten sonra yangın yalnızca bir yangın değildir. Kendi atmosferini oluşturmaya başlar.” Konveksiyon sütununun üst atmosferde soğuk hava katmanlarıyla karşılaşmasının ardından “pirokümülonimbüs” adı verilen dev yangın bulutları oluştuğunu anlatan Neyişçi, bunların “alev bulutu” olarak bilindiğini söyledi.
‘Aynı riskle karşı karşıyayız’
Türkiye’nin de aynı riskle karşı karşıya olduğunu belirten Neyişçi şunları söyledi: “Avrupa’da yaşanıyorsa Türkiye’de de yaşanacaktır. Bugünden önlem almak zorundayız. Aksi halde gelecekte çok daha zor kontrol edilen, kendi kendini büyüten ve kendi hava sistemini oluşturan yangınlarla karşılaşacağız. Türkiye’nin ormanları Amerika’daki kadar büyük değil ama iklim değişikliği bizi de etkiliyor. Özellikle kızılçam ormanlarımız yüksek yanıcılık özelliğine sahip. Eğer kuraklık ve aşırı sıcaklık devam ederse bizim ormanlarımızda da bu tür yangın davranışlarını görmemiz mümkündür. Çok geniş alanlarda aynı yaşta ormanlar oluşturulduğunda, bunların aynı anda büyük enerjiyle yanma riski de artıyor. İklim değişikliğiyle birleştiğinde bu durum yeni nesil yangınların oluşmasını kolaylaştırabiliyor.”
‘Uçaklar yetmeyebilir’
Yangın bu seviyeye ulaştığında klasik söndürme yöntemlerinin etkisinin azaldığını belirten Neyişçi, şunları ifade etti: “İnsanlar sürekli uçak sayısını konuşuyor. Elbette hava araçları önemlidir. Ancak bu seviyeye ulaşmış bir yangını yalnızca uçak ve helikopterle kontrol altına almanız mümkün değil. Çünkü yangın artık dışarıdan verilen müdahaleye göre değil, kendi oluşturduğu hava sistemiyle hareket etmektedir. Bu nedenle müdahale son derece zorlaşır. Orman yangınlarıyla mücadele yalnızca yaz aylarında yapılmaz. Mücadele önceden yapılmalı. Orman tabanında biriken kuru dalların, çalıların ve diğer yanıcı maddelerin azaltılması gerekir. Çünkü yangının gücünü belirleyen en önemli unsur, ormanda bulunan yanıcı madde miktarıdır.”
Kaynak: Milliyet