Dolar 45,1500
Euro 53,0222
Altın 6.705,85
BİST 14.442,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Denizli 27°C
Az Bulutlu
Denizli
27°C
Az Bulutlu
Cum 21°C
Cts 16°C
Paz 11°C
Pts 14°C

‘Yedi kız kardeş’ sonrası 65 yıl dayandı! Petrol kararı savaş riskini artırıyor mu? ‘Fiyatlar hızla düşebilir’

2025’te en çok altın konuşulmuş, yatırımcısının yüzünü hep güldürmüştü. 2026’da ise İran ve ABD arasındaki savaş bu kez petrolün söz sahibi olmasının önünü açmıştı. Öyle ki Hürmüz’ün kapanması petrol üreticisini de ithalatçısını da zor duruma sokmuş yükselen fiyatlar kayıpları peş peşe getirmişti. Bugün ise 65 yıllık ‘petrol kanunlarını’ bozacak bir karar alan BAE, petrol piyasasını ve savaş sahasını alt üst edebilir! Peki petrol fiyatlarını ve savaşları tetikleyecek bu karar, başka neleri beraberinde getirecek?

‘Yedi kız kardeş’ sonrası 65 yıl dayandı! Petrol kararı savaş riskini artırıyor mu? ‘Fiyatlar hızla düşebilir’
REKLAM ALANI
01.05.2026 07:36
31

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Bugün itibarıyla 50 yıldan uzun süre önce kurulmuş düzen değişiyor. OPEC, ‘yedi kız kardeşi’ dağıtmış ancak bugün kendi içinde de dağılan bir sisteme dönüşmüştü. ‘Yedi Kız Kardeş’ II. Dünya Savaşı sonrası 1970’lere kadar ABD dışındaki küresel petrol üretiminin yaklaşık yüzde 90’ını kontrol eden, Batılı petrol şirketlerinden oluşan baskın bir karteldi. OPEC, bu yapıya karşı doğal kaynaklar üzerindeki kontrolü sağlamak amacıyla 5 ülke tarafından kurulmuştu. Ancak bugün dostlar, masadan birer birer eksilmeye başlamış, Birleşik Arap Emirlikleri OPEC’le bağını koparma kararı almıştı. Bu durum uluslararası petrol fiyatlarını belli bir seviyede tutan ve petrol yatırımcılarını korumayı amaçlayan OPEC için pek de iyi olmamıştı. BAE’nin bu kararı bir tarafı memnun ederken diğer tarafın pek de memnun olmayacağı sonuçlar almasına neden olabilirdi. Yani petrol yatırımcısı ve müşterisi olan için dengeler değişebilir, Orta Doğu’da kurallar yeniden yazılabilirdi. İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serhat Yüksel ve Hacettepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şebnem Udum petrolü, Orta Doğu’yu, fiyatları ve değişecek dengeleri Milliyet.com.tr’ye anlattı.

MESELE ‘YEMEN’DE PATLIYOR! ‘BÜYÜK DEVLETLER NE DERSE O’

ARA REKLAM ALANI

İran ve ABD ile İsrail arasındaki savaş, Orta Doğu’da bazı dengeleri değiştirmişti. Özellikle henüz çözülmeyen Hürmüz krizi petrol konusundaki her adımı etkiliyordu. Ticaret ve fiyatlar da buna dahil. Savaştan önce petrolün varil fiyatı 70 dolarken bugünlerde 105 dolara kadar yükselmişti. Haliyle üreticiler dışında kimse durumdan memnun değildi. Fiyatların yükselmesi petrol konusunda dışa bağımlı ülkeler için zorlayıcı olmuştu. Üstelik bundan olumsuz etkilenen ülkelerden biri de savaşın başrollerinden ABD’ydi. Doç. Dr. Şebnem Udum bununla ilgili, “BAE, Orta Doğu’da büyük devlet çıkarlarıyla paralel hareket eden bir ülke profili çiziyor. OPEC’ten ayrılması da ABD’nin İran’ın Hürmüz’ü kapatmasıyla artan petrol fiyatlarına bağlı yaşadığı iç siyasi baskıyı azaltmak içindir. Dünya petrol arzı, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda kontrollü geçiş sağlamasından ve ABD’nin İran gemilerine ablukasını azalmasından dolayı petrol fiyatları 120 doların üzerine çıktı. OPEC, petrol ihraç eden ülkelerin eşgüdümlü hareket ederek fiyatları öngörülebilir ve her üreticiye adil kazanç sağlayacak şekilde belirlenmesi prensibiyle çalışıyor. BAE, OPEC’ten bir tavan olmadan üretimi ABD lehine artırmak için ayrılıyor. Petrol ticareti tek bir değişkene bağlı sürmez” diyor. Doç. Dr. Şebnem Udum sözlerine şöyle devam ediyor:

“Dünya genelinde petrol üretimi miktarı bakımından ABD ilk sıradadır, ancak çoğunlukla düşük yoğunluklu ve kükürt miktarı düşük ham petrol üretir. Ancak kurulu rafinerileri dizel ve jet yakıtına yönelik yüksek yoğunluklu ham petrol işlemek üzere tasarlandığından ulaştırma ve askeri kullanım için Orta Doğu, Kanada ve Meksika’dan ithal edilen petrole bağımlıdır. Meksika da OPEC ülkesidir ve fiyat istikrarı için OPEC ile piyasa şartlarına göre üretim miktarının düşürülmesi konusunda uyum sağlamıştır. Fox Bussiness’e görüş sunan piyasa uzmanlarına göre, BAE’nin OPEC’ten ayrılmasının bir nedeni de Hürmüz’ü ‘baypas eden’ 400 km’lik boru hattının savaş nedeniyle kullanılamamasıdır. Bu boru hattı Umman Körfezi’ne petrol taşır ve Hürmüz yeniden açıldığında, BAE bu hattı kullanarak daha fazla petrol satabilecek ve OPEC’in üretim tavanları ile kısıtlanmayacaktır. Birleşik Arap Emirlikleri’nin OPEC’ten ayrılmasının bir diğer nedeni de, petrol kota sistemine hâkim olan Suudi Arabistan ile BAE arasındaki gerilimdir. Özellikle Yemen konusunda farklı tutumları vardır. Suudi Arabistan açısından Yemen, hem potansiyel bir tehdit hem de bir tampon bölge olarak görülürken BAE, Yemen üzerinde vekil güçler aracılığıyla nüfuz kurmaya çalışıyor.”

Bu durum yalnızca iki ülke arasında kalmayacak problemleri peşinden getirebilir, petrol devlerinin etki alanı uluslararası boyutta hissedilebilirdi. BAE, OPEC’in toplam ham petrol üretiminin yaklaşık yüzde 11-12’sini temsil ediyordu. Dolayısıyla ekonomi ve ticaret konusunda oldukça büyük bir etki alanına sahipti. Prof. Dr. Serhat Yüksel Suudi Arabistan ve küresel petrol arzının ise yaklaşık yüzde 4’ünü tek başına karşıla BAE arasındaki çekişmenin ve olası problemlerin ekonomik boyutunu şöyle açıklıyor:

“BAE’nin OPEC içindeki konumuna bakmak gerekir. BAE, Suudi Arabistan’dan sonra örgüt içinde önemli üretim kapasitesine sahip ülkelerden biridir. Bu nedenle, örgütten ayrılması basit bir üye kaybı olarak görülmemelidir. Aksine, bu durum OPEC’in genel gücünü ve etkisini doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. Özellikle Körfez bölgesi içinde güç dengeleri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. BAE’nin ayrılmasıyla birlikte, OPEC içinde Suudi Arabistan’ın ağırlığı daha da artar. Bu da karar alma süreçlerinde Suudi Arabistan’ın etkisinin daha belirgin hale gelmesine yol açabilir. Bunun yanında, BAE’nin OPEC’ten ayrılması üretim politikaları açısından da önemli değişiklikler yaratır. OPEC üyeleri normal şartlarda belirli üretim kotalarına uymak zorundadır. Ancak BAE örgütten ayrıldığında bu kısıtlamalardan kurtulmuş olur. Bu durum, BAE’ye daha bağımsız ve esnek bir üretim politikası izleme imkânı sağlar. BAE, piyasa koşullarına göre üretimini artırma yönünde daha agresif kararlar alabilir. Böyle bir strateji, özellikle pazar payını artırmak isteyen ülkeler için cazip olabilir. Ancak bu durum aynı zamanda Suudi Arabistan ile dolaylı bir rekabet ortamı oluşturur. Her iki ülke de küresel petrol piyasasında daha fazla söz sahibi olmak isteyebilir ve bu da rekabeti artırabilir.”

BÜYÜK SIKINTI DERİNDE SAKLI: ‘SAVAŞ RİSKİ ARTIYOR’

Doç. Dr. Şebnem Udum BAE’nin kararının yalnızca petrolle ilgili sonuçları olmayacağına dikkat çekiyordu. Orta Doğu 100 yılı aşkın süredir sürekli yenisi başlayan veya hiç bitmeyen savaşların pençesinde olsa da OPEC belki de ‘yeni’ savaşların dizginlenmesini de sağlıyordu. Çünkü rekabet arttıkça kriz potansiyeli de artan bu topraklar için BAE, rekabetin taraflarından biriydi. Doç. Dr. Şebnem Udum bunu “BAE’nin OPEC’ten çıkma kararı daha büyük bir sıkıntı barındırıyor; o da, OPEC’in kuruluş felsefesinin çökme riskidir. Zira bu uluslararası örgütün üyelerden biri ABD’nin yönlendirmesi veya yüreklendirmesiyle ortak (ve üreticiler için adil) fiyat belirleme sisteminden çıkıp dilediği miktarda üretim ile piyasadaki fiyatın düşmesine neden olacaktır. Diğer başat üreticiler de OPEC kısıtlamasına tabi kalmak istemeyebilirler. Bu da fiyatların düşük kalması demektir. Tüketiciler için iyi, üreticiler için yatırımı azaltacak ve orta vadede üretimi etkileyecek, milli geliri düşürecek ve iç siyasetteki dengeleri bozacak bir durumdur. Bu da bu ülkelerin dış müdahaleye daha açık hale gelmesine neden olacaktır” diye açıklıyordu.

Dış müdahaleye açık bir ülke demek de son derece tehlikeli bir süreç ve sonun habercisi olabilirdi. Doç. Dr. Udum sözlerini bunu açıklayarak noktaladı: “Türkiye gibi petrol ithal eden ülkeler açısından petrol fiyatlarının dalgalanması tüm ekonomiyi etkiler. Orta vadede fiyatların düşmesi ancak savaş ve çatışma riski düşük ise mümkündür. Fiyatların ötesinde, uluslararası hukuk ve şimdi de uluslararası örgütler açısından kuruluş ve işleyişleri temelden sarsılıyor. Bu da ülkelerin başına buyruk, kural tanımaz hareketlerinin gittikçe normalleşmeye başlaması riskini yükseltiyor ve dünyanın güvensizleşmesine neden oluyor. Bu ortam da caydırıcı askeri imkân ve yeteneklerin talep edilmesi durumu oluşturacak ve dünyanın farklı noktalarında savaş riskini artıracaktır.”

PETROL FİYATLARI NASIL ETKİLENECEK? FİYATLAR DÜŞER Mİ?

OPEC’in kurulması ya da dağılması tıpkı ‘yedi kız kardeş’ döneminde büyük petrol şirketlerinin piyasayı etkilediği gibi bir etki yaratabilirdi. Yani fiyatlarda belirleyici rol oynayan taraf şirketler değil ülkelerdi. Ancak OPEC’in dağılması demek bu dengenin yeniden değişeceği anlamına geliyordu. Prof. Dr. Serhat Yüksel konuya ilişkin, “Büyük uluslararası petrol şirketlerinin fiyatlar üzerinde belirleyici olması, üretici ülkeler açısından önemli bir sorun oluşturuyordu. OPEC, petrol üreticisi ülkelerin petrol fiyatları üzerinde daha fazla söz sahibi olmasını sağlamak amacıyla kurulmuştur. Bunun yanında, bu ülkelerin elde ettikleri gelirleri artırmak ve ekonomik çıkarlarını korumak da önemli hedefler arasında yer alıyor. Ayrıca OPEC, üye ülkeler arasında üretim politikalarını koordine ederek piyasada aşırı arz veya arz eksikliği gibi dengesizliklerin önüne geçmeyi amaçlıyor. Bu sayede hem üretici ülkeler için daha istikrarlı bir gelir yapısı oluşturulması hem de küresel petrol piyasasında belirli bir denge sağlanması hedefleniyor. OPEC’in en önemli avantajlarından biri, petrol üretimini belirli bir düzende kontrol edebilmesidir. OPEC üyesi ülkeler, belirli üretim kotaları çerçevesinde hareket ederek piyasaya sunulan petrol miktarını ayarlayabiliyor. Bu sayede, ani ve sert fiyat düşüşlerinin ya da aşırı fiyat artışlarının önüne geçilmeye çalışılıyor. Petrol piyasası küresel ölçekte oldukça hassas bir yapıya sahip ve küçük değişiklikler bile büyük fiyat dalgalanmalarına yol açabilir. OPEC’in bu müdahalesiyle piyasalarda belirli bir denge sağlanır. Bu durum, petrol fiyatlarının daha istikrarlı ve öngörülebilir olmasına katkıda bulunur” diyordu. Peki ya OPEC dağılırsa? O zaman bu durum petrol fiyatlarına nasıl yansıyacak? Prof. Dr. Serhat Yüksel bunu da açıklayarak sözlerini noktaladı.

“Fiyat istikrarının sağlanması petrol üreten ülkeler ve petrol ithal eden ülkeler açısından önemli bir avantajdır. Çünkü istikrarlı fiyatlar, ülkelerin ekonomik planlama yapmasını kolaylaştırır. Örneğin, ithalatçı ülkeler enerji maliyetlerini daha sağlıklı tahmin edebilirken, üretici ülkeler de bütçe planlarını daha güvenli bir şekilde oluşturabilir. Bunun yanı sıra, OPEC’in bir diğer önemli faydası arz fazlasını engellemesidir. Eğer piyasada gereğinden fazla petrol arzı oluşursa, bu durum fiyatların hızla düşmesine neden olabilir. OPEC, üretimi sınırlayarak bu tür bir arz fazlasının önüne geçmeye çalışır. Böylece petrol fiyatlarının aşırı derecede düşmesi engellenir. Bu durumun en önemli sonucu ise üretici ülkeler açısından gelir güvencesi sağlamasıdır. Petrol fiyatlarının çok düşük seviyelere gerilemesi, petrol ihracatına bağımlı ülkelerin ekonomilerini ciddi şekilde olumsuz etkileyebilir. OPEC sayesinde fiyatların belirli bir seviyenin altına düşmesi engellenerek bu ülkelerin gelirleri korunmaya çalışılır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır. Bu avantaj daha çok petrol üreten ülkeler için geçerlidir. Çünkü fiyatların yüksek kalması, ithalatçı ülkeler açısından maliyet artışı anlamına gelir. Bu nedenle OPEC’in sağladığı bu fayda, tüm ülkeler için aynı derecede olumlu sonuçlar doğurmuyor. BAE’nin OPEC’ten ayrılmasının etkilerini daha sağlıklı değerlendirebilmek için, bu durumu kısa vadeli ve uzun vadeli etkiler olarak iki ayrı şekilde incelemek gerekir. Kısa vadede, bu ayrılık kararı piyasalarda belirsizlik yaratır. Petrol piyasası gibi hassas ve küresel ölçekte işleyen bir piyasada belirsizlik önemlidir. Piyasalar genellikle belirsizlikten hoşlanmaz ve bu durumlara hızlı tepki verir. Bu nedenle, kararın açıklandığı ilk dönemde yatırımcılar ve piyasa aktörleri temkinli davranabilir. Bu da petrol fiyatlarında dalgalanmalara ve genellikle yukarı yönlü hareketlere neden olabilir.”

Kaynak: Milliyet

REKLAM ALANI
ETİKETLER: , , , ,
Şehrin nabzını tutan, en son gelişmeleri anında sizlere ulaştıran sesimiz olmaya devam ediyoruz. Denizli’nin sesi olan Denizlim Haber ile şehre dair herşeyi keşfedin. Takipte kalın en yeni haberlerle güncel kalın.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.